Takıntı Zorlantı Bozukluğu(Obsesif Kompulsif Bozukluk)

Takıntı Zorlantı Bozukluğu(Obsesif Kompulsif Bozukluk) Nedir?

Takıntı Zorlantı Bozukluğu-Obsesif Kompulsif Bozukluk(OKB), istemsiz, girici, tekrarlayan ve hoşa gitmeyen düşünceler (obsesyonlar-takıntılar) ve tekrarlayan, rahatsız edici ve rasyonel olmayan davranışlarla (kompulsiyonlar-zorlantılar) karakterizedir. Kompulsiyonlar(zorlantılar), fiziksel eylemler(ör. dokunarak çekme, kontrol etme, yeniden yazma, yıkama) veya zihinsel ritüeller (örneğin, kötü bir görüntüyü ortadan kaldırmak için iyi bir resmi görselleştirmek) olabilir. Bir takıntı ile ilişkili stres ve sıkıntıyı geçici olarak rahatlatmak için işlev görürler. Takıntı ve zorlantılara genellikle endişe, suçluluk duygusu, tiksinti ve utanç duygusu eşlik eder.

OKB Ne Zaman Başlar? Kimlerde Görülebilir? Sıklığı Ne Kadardır?

2-6 yaş arası pek çok çocuğun tekrarlayıcı hareketleri-ritüelleri vardır. Örneğin, belirli giysiler veya yiyeceklerde ısrarcı olmak ya da oyuncakları belirli bir şekilde düzenlemek gibi. Bu normal çocukluk gelişiminin bir parçasıdır ve çocukların dünyalarını anlamaya başlamasına olanak tanır. Benzer şekilde, birçok yetişkin bazı ritüel davranışlara sahiptir. Örneğin, arabanın kilitli olup olmadığını kontrol etmek için geri dönen kişiyi veya bir maç için ‘şanslı gömleklerini’ giymeyi seven bir sporcuyu düşünün. Bunlar OKB değildir. Obsesyonlar ve kompulsiyonlar bir kişinin hayatında önemli ölçüde bir etkisi olmaya başlayınca bozukluk olur. Bu durumda davranışlar aşırı derecede ortaya çıkacak ve kesintiye uğramaları veya engellenmeleri halinde endişe, öfke ve üzüntü oluşturacaktır. OKB’ si olan insanlar düşüncelerini göz ardı etmeye çalışabilir ancak çoğunlukla rahatsız edici hisler yüzünden bunu yapamazlar. Takıntılar, kişilerin uzun ritüelleri yerine getirme konusunda utanç ya da rahatsızlık duymasına, takıntılardan korkmasına, aynı zamanda kişinin insanlardan, aktivitelerden ve yerlerden kaçmasına neden olabilir.

OKB, her yaştan insanı etkileyebilir. Yetişkinlere çoğunlukla OKB teşhisi konduğunda, çocukluktan bu yana sorun yaşadıkları ve tedavi almadıkları tespit edilir. Bunun nedeni, OKB ve tedavisi hakkında az bilgiye sahibi olunması olabilir. Son yıllardaki araştırmalar OKB’ nin nüfusun yüzde 1-2’sini etkileyebileceğini göstermektedir; bu da çocuğunuzun okulunda çocuğunuzdan başka çocuklarda da OKB olma ihtimalini arttırmaktadır.

OKB’ si Olan Çocuklar OKB’ ye Karşı Nasıl Davranır?

Çocuğunuzda OKB varsa, çocuğunuz belirtilerden utanabilir, endişe edebilir veya korkmuş ve bu durum hakkında konuşmaya zorlanıyor olabilir. Kendisine anlamsız ve rahatsız edici görünebilir. Ritüellerini fark etmiş olabilirsiniz ancak çocuğunuzun takıntılı olup olmadığını veya takıntılarının ne olabileceğinden emin olamayabilirsiniz. Bunun nedenleri, çocuğunuzun düşüncelerini anlamakta ve bunlar hakkında konuşmakta zorlanması ya da takıntıların düşünce şeklinde olmaması ve hoşa gitmeyen rahatsızlık duyguları ya da dürtüler şeklinde olması olabilir. Bir diğer nedeni, çocukların takıntıları hakkında konuşmanın onların gerçekleşmesine neden olacağı konusunda endişe etmeleri olabilir.

Takıntıları cinsel veya şiddet içerikli olduğunda çocuklar genellikle utanırlar. Obsesyonların sadece istenmeyen düşünceler olduğunu unutmamanız çok önemlidir. Çocuğunuz hakkında hiçbir şey ifade etmezler.

OKB’ si olan bir çok kişi ‘delireceğim’ diye endişelenebilir. Bir çocukta OKB varsa, o deli demektir anlamına gelmez. Normaldirler fakat endişe ve endişe ile ilgili bir sorunu vardır. OKB hastalarının çoğunluğu endişelerinin ve kaygılarının mantıksız olduğunun ve rasyonel olmadığının farkındadır. Çocuğunuza, düşüncelerinin ve semptomlarının onları çılgın veya tehlikeli yapmadığını ve zorluklarında yalnız olmadıklarını hatırlatın. İsterlerse endişelerini konuşabilmelerine ortam hazırlamanız ve OKB’ nin tedavi edilebilir bir sorun olduğunu anlamalarına yardımcı olmaya çalışmanız ve bu konuda motive etmeniz ve cesaretlendirmeniz yararlı olacaktır.

Çocuğumda OKB Olup Olmadığını Nasıl Anlarım?

Çocuğunuzun OKB olup olmadığını belirlemek için düşüncelerini ve davranışlarını gözlemlemeniz önemlidir. Aşağıdaki durumlar OKB’ ye işaret ediyor olabilir:

Düşünce ve davranışları tekrarlayıcı oluyorsa

  • Üzüntüye sebep oluyorsa,
  • Vakitlerini çok fazla alıyorsa,
  • Günlük yaşantılarına olumsuz etkisi varsa (örneğin, geç kalmalarına, aile-arkadaş ve çevre ile ilişkilerinin etkilenmesine, durumlardan kaçınmalarına neden olurlar).

Tanı konusundan emin olmak için bir uzmanla görüşmeniz gerekir.

Çocuğumda Neden OKB Oldu? OKB Nasıl Meydana Gelir?

Çocuğunuz OKB varsa, nedenlerini kendinize soruyor olabilirsiniz. Birçok anne-baba, çocuklarındaki OKB için bir şekilde sorumlu olabileceklerinden endişe eder. Ancak OKB’ nin sizin ve çocuğunuzun hatası olmadığını unutmamanız çok önemlidir. Bir insanın OKB’ yi nasıl geliştirdiği ve diğerlerinin neden OKB olmadığı tam aydınlatılamamıştır. Ancak bazı insanları bu durumu geliştirme konusunda diğerlerine göre daha savunmasız kılacak bazı bilinen risk faktörleri vardır. Bununla birlikte, bir bireyin OKB’ sinin kesin sebepleri hakkında kesin bir bilgi edinmek çok zor ve durumun üstesinden gelmelerine yardımcı olmak için çocuğunuzun OKB’ sinin nedenini anlamanız şart değildir.

Çoğu kişide OKB’ nin nedeni serotonin denen kimyasal maddeden kaynaklanmaktadır(aynı şeker ve astım hastalığında olduğu gibi vücuttan kaynaklanmaktadır). Serotonin beynimizde sinirler arasında iletileri aktaran moleküllerden biri olup duygularımızı kontrol etmede temel rol oynamaktadır. OKB’ li kişilerde serotinin seviyesi(çok veya az) ile ilgili bir problem olduğundan bazı beyin bölümlerinin daha aktif olmasına ve gerçek tehlike ile tehlike olmayan durumları ayırt etmekte zorluk meydan gelir. Bu durumda kişide diğer insanlara nazaran daha çok kaygılı düşüncelere ve kötü duygulara neden olur.

Bazen çevresel faktörler de OKB’ nin oluşumuna katkıda bulunabilir. Çevrede olup bitenlerden öğrendiklerimiz de katkıda bulunabilir. Örneğin, asansörde kalma ve buna bağlı gelişen ritüeller gibi.

Çocuğum OKB’ den Kurtulabilir mi? OKB Tedavi Edilebilir Mi?

OKB etkin bir şekilde tedavi edilebilen bir durumdur. Tedavi seçenekleri arasında psikoterapi ve ilaçlar yer almaktadır. Her iki tedavinin etkinliği kanıtlanmıştır. Tedavi seçimi bozukluğun süresi, ciddiyeti, seyri ve kişisel-ailesel faktörlere bağlı olarak belirlenmektedir.

Yemek Saati ve Yeme Sorunları İçin Öneriler

Yemek Saati ve Yeme Sorunları İçin Öneriler

  • Çocukların aşırı yorgun ve uykulu oldukları zaman iştahları olmadığı için yemek saatlerini buna göre düzenleyin.
  • Sofraya oturmadan önce çocuğunuzla oyun oynayın. Oyun sayesinde neşelenen çocuk yemekten daha fazla keyif almaya başlar.
  • Yemek yeme sosyal bir olaydır ve görerek öğrenmelidir.
  • Öğün saatlerinin hep aynı yerde olmasına dikkat edin(ör: mutfak masası).
  • Bütün öğünleri 4-5 saat aralıklarla düzenleyin.
  • Öğünleri 30 dakikadan fazla tutmayın. Acele yedirmek, yemek yemeğe yeterli zaman tanınmaması ya da tam tersine yemek süresini çok uzatmak (yarım saat normal bir süredir) ve yemeği döktüğünde tepki verilmesi çocuğunuzu olumsuz yönde etkiler. Dolayısıyla bu tür davranışlardan sakının.
  • Öğün saatlerinde dikkat dağıtıcı nesneleri(TV, telefon, oyuncak vb) kısıtlayın.
  • Öğün aralarındaki atıştırmalıkları kaldırın(yarım bardak meyve suyu bile iştahını kesebilir).
  • Yemek saati boyunca sakin ve neşeli bir ortam oluşturun, çatışma ve tartışmadan kaçının. Bir şarkı ya da masalla bu süreci neşelendirebilirsiniz.
  • Yemek sırasında oluşacak dağınıklık karşısında rahat olun ve yemek ortamını buna göre hazırlayın. Kendi yemesini destekleyin ve ortamı ona göre hazırlayın. Yemek yerken parmaklarını kullanmasına, yemeklerle oynamasına, etrafı dağıtmasına göz yumun, engellemeyin.
  • Yaşına ve gelişimine göre uygun yiyecekleri, uygun miktarlarda sunun.
  • Yeni ya da sevmediği besinleri az miktarda ama sıklıkla önerin.
  • Çocuk yemeği sonlandırdığı halde zorla beslemeyin.
  • 3N(Ne yeneceği, Nerde Yiyeceği, Ne zaman olacağı) + 1N(Ne kadar yiyeceği) kuralı: amaç ebeveynlerin 3N’ye, çocuğun ise 1N’ye kara vermesini sağlamaktır.
  • İstenilen davranış yapıldığında olumlu pekiştireç(alkışlama, sarılma, tatlı söz vb.) kullanılabilir. Hedef davranışın ve sonrasında hangi pekiştirecin kullanılacağa önceden belirlenmelidir.
  • Yemek düzeni oluştururken ilk bir iki hafta çocuk huzursuz, sinirli olabilir, az da olsa kilo kaybedebilir ama sabırlı olun. Bu süreçte sıvı alımına yani yeterli miktarda su almasına özen gösterin.
  • Çocuğunuz bazı günler az, bazı günler fazla yiyorsa bu yaşının getirdiği doğal bir özelliktir.
  • Tabağı tepeleme doldurmak görüntü açısından itici gelebileceği için porsiyonları ufak tutun.
  • Yemeğin aşırı soğuk ya da sıcak olmamasına dikkat edin.
  • Bu yaşlarda yemek seçme de sık rastlandığı için yemek çeşidini artırın. Yemek istemiyorsa yiyecekleri önünden alın, tepki göstermeyin, korkutmayın. Tekrar yemek isterse aynı yiyeceği önüne koyun, tekrar istemezse bir öğün başka yemek vermeyin. Alışkanlık yaratacağı için yemediği zaman aç kalacak endişesiyle süt ve sevdiği içecekleri vermeyin.

Uyku Hijyeni, Saati ve Düzeni İçin Öneriler

Uyku Hijyeni, Saati ve Düzeni İçin Öneriler

  • Çocuğun gün boyu oyun ve ilgi beklentisinin karşılanması gerekir.
  • Anne-babanın olumlu olması, sıcaklığı ve sakinliği önemlidir.
  • Uyku gelmeden yatağa yatılmamalıdır.
  • Yatma ve uyanma vakti ile ilgili belirli kurallar oluşturulmalı ve tutarlı sabırlı olunmalıdır.
  • Hafta içi ve sonu, akşam ve gündüz uyku saatleri düzenlenmeli ve uyku saatleri sabit olmalıdır.
  • Yatmadan önce hazırlıklar aynı düzende yapılmalıdır.
  • Uyku zamanı başlamadan önce sözel ipuçları verilmeli ve hatırlatmalar yapılmalıdır.
  • Uyku öncesi 2-3 aktivite içerecek şekilde 20-30 dakika süren standart bir program uygulanabilir(masal, banyo, süt içme). Bu programa çocuğun hoşuna gidecek şeylerle başlanmalı, pozitif yaklaşılmalıdır. Bu programın sonunda çocuk uyumak istemezse rutin hemen sonlandırılmalı ve çocuk tartışmadan yatağa götürülmelidir.
  • Yatmadan önce belli bir süre önce bilgisayar ve telefon kullanılmamalı ve ödevler bitirilmiş olmalıdır.
  • Uykudan önceki 1 saat sakin bir şekilde geçirilmelidir.
  • Aç veya tok olmamalıdır.
  • Tuvalet ihtiyacı giderilmiş olmalıdır.
  • Yatakta TV seyretmek, kitap okumak gibi aktivitelerden kaçınılmalıdır.
  • Yatak odası ısı, ses ve ışık yönünden izole edilmelidir.
  • Yatak sadece uyumak için kullanılmalıdır.
  • Yattıktan 20-30 dk içinde uykuya dalınamazsa yataktan kalkılmalıdır. Tekrar uyumak için uykunun tekrar gelmesi beklenilmelidir. Bu arada yine sakin, hoş ve fazla uyarıcı olmayan bir aktivite yapılabilir.
  • Gece uyanınca ışıktan uzak kalınmalıdır.
  • Sabah kalkınca yaklaşık 20 dakika gün ışığı alınmalıdır.
  • Akşam saatlerinden önce egzersiz yapılmalıdır(aşırı egzersizden kaçınılmalı)(düzenli egzersiz).
  • Aşırı kahve, kola ve benzeri şeylerden kaçınılmalıdır.

Kıl Yolma Bozukluğu(Trikotillomani)

Trikotillomani Nedir?

Trikotillomani (TTM), saç dökülmesi ile sonuçlanan kronik-süreğen saç çekmedir. Bireyler, genellikle saçları çekmeden önce veya çekmeye karşı direnmeye çalışırken gerginlik ve saç çektikten sonra tatmin duygusu hissederler. Bireyler, çekme ve saç çekme istekleri ile mücadeleleri nedeniyle, yaşamlarının önemli alanlarında genellikle ciddi sıkıntı yaşarlar.

İnsanların saçlarını en çok çektiği yerler şunlardır:

  • Saç Derisi
  • Kaşlar
  • Kirpikler
  • Sakal
  • Kasık kılı

Yaygınlık

Genç yetişkinlerin % 10 ile 15’inin saçlarını çektiği ancak % 2 ile % 3’ünde gözle görülür bir kayıp ve çekmeden dolayı kayda değer sıkıntılar yaşanmaktadır.

Saç –kıl kaybı, az saç çekmekten daha şiddetli çekime kadar değişebilir ve değişik derecelerde sıkıntıya yol açan bir süreklilikte ortaya çıkabilir.

Cinsiyet Farklılıkları

Trikotillomani, kadınlarda erkeklerden daha çok görünmektedir. Cinsiyet dağılımı çocuk ve ergenlerde birbirine daha yakındır yani kız ve erkeklerde görülme oranı benzerdir.

İlişkili Sorunlar

TTM’li insanlar sıklıkla kaygı ve depresyon yaşarlar ve cilt koparma, tırnak yeme ve parmak emme gibi davranışlarda bulunabilirler.

Başlama Yaşı

Ortalama başlangıç ​​yaşı 13’tür. Saç çekme işlemi bazen stresli bir yaşam olayı ya da çevresel koşullarda bir değişiklik ile başlar, ancak birçok durumda başlangıcının net bir nedeni yoktur.

Saç Çekme Modelleri

Bazen saçı çekmeden önce saça dokunma veya saçı okşama olur. Saç çekme işlemi, genellikle saç uzun olduğunda başparmak etrafında sararak veya kısa olduğunda başparmak ve işaret parmağıyla kavrayarak yapılır. Bazen çekmeye yardımcı olmak için cımbız kullanabilir. Çoğu zaman, saçlar kendi vücudundan çekilir, ancak bazı kişiler diğer insanlardan hatta evcil hayvanlarından çektiğini bildirirler. Saçlar çekildikten sonra atılabilir veya çekme sonrası ritüelleri için kullanılabilir. Çoğu kimse parmakları arasında ovuşturduğunu rapor etmiştir. Bazıları ise çiğneyebilir veya yutabilir.

Genetik ve Biyolojik Faktörler

Trikotillomani tanısı alan bireylerin birinci derece akrabalarında diğer psikiyatrik bozuklukların yanı sıra kıl çekmenin görülme olasılığı daha fazladır. Birinci derece akrabalarında en yaygın görülen tanılar depresif bozukluk, kaygı bozukluğu ve maddeyi kötüye kullanımıdır. Trikotillomanili kişiler, ağrı için daha yüksek bir eşiğe sahip olabilir.

Otomatik ve Odaklanarak Saç Çekme

Dikkat vermek gerektiren bir çekmedeye odaklanarak saç çekme denirken, otomatik saç çekme farkındalık dışında olan saç çekme durumudur. Genellikle, çekmenin yaklaşık % 75’i otomatik saç çekmedir. Odaklanarak saç çekmede, bilinçle çekmeyi ve çekmekiçin güçlü bir dürtü tanımlanır. Odaklanarak saç çekmeyi rapor eden kişiler genellikle çekmeden sonra kaygı veya gerginlikte azalmalar bildirir. Bu çekme türü, dürtüler, hisler, düşünceler veya duygular gibi özel deneyimleri kontrol etmek için yapılır.

Tedavi Seçenekleri

  1. Psikoterapi(Bilişsel Davranışçı Terapi, Kabul ve Farkındalık Terapisi)
  2. İlaç tedavileri

Alışkanlığı Tersine Çevirme(HRT) ve Uyaran Kontrolü Nedir?

Alışkanlığı tersine çevirme eğitimi veya HRT, çekme hareketini durdurmak için yararlı bir tekniktir. HRT, seni kıl çekme hakkında bilgilendirerek ve kıl çekmeyi durdurmaya bir çözüm sunarak çekme konusunda sana yardımcı olacaktır. Tedavide öğreneceğin ikinci tekniğe uyaran kontrolü denir. Bir davranış yapılması zorlaştığında ortaya çıkması olasılığı daha az olur. Uyaran kontrolünün amacı, hayatında kıl çekmenin daha zor hale geldiği görece basit stratejiler üretmektir. Kıl çekmeyi sağlayan ve kolaylaştıran farklı durumları tanımlamak için terapistinizle birlikte çalışın.

Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı Nedir?

Sınav kaygısı; sınav sırasında gerekli performansı göstermeye engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı olarak tanımlanır.

Sınav Kaygısı Neyle İlişkilidir? 

Bireyin sınava yüklediği anlamlar, sınavla ilgili zihinde oluşturulan imaj, sınav sonrası duruma ilişkin atıflar ve sınav sonrası elde edilecek kazanımlara verilen önem sınav kaygısı oluşumu üzerinde etkilidir.

Sınav Kaygısının Nedenleri Nelerdir?

  • Düşünce yapısı ve şekli(en önemlisi),
  • Kişilik yapısı(mükemmeliyetçilik vb.),
  • Genetik,
  • Çevrenin beklentisi ve baskısı.

Sınav Kaygısının Oluşmasında Düşüncelerin Etkisi

Günlük hayatta duyguların sebebi çoğunlukla düşüncelerdir. Sınav öncesinde ve esnasında otomatik olarak akla bazı düşünceler gelmektedir. Bu düşünceler olumsuz olursa(“Biliyorum, bu sınavda başarılı olamayacağım” “sınav kötü geçecek”) kaygıya neden olmakta ve sınavda gerçek performansın ortaya konmasına engel olmaktadırlar. Bunların farkına varmak kaygının çözümlenmesinde kilit rol oynar.

Çocukta Sınav Kaygısının Oluşmasında Ailenin Rolü

Aile için sınavın ne anlam ifade ettiği, sınava yönelik tutum, beklenti ve yaklaşımları önemlidir. Çoğunlukla aileler kaygılarını çocuklarına direkt veya dolaylı olarak az veya çok yansıtmaktadırlar. Çocuktan yüksek ve gerçekçi olmayan beklentilerinin olması, sürekli sınav ile ilgili konuşmalar ve sınavı bir araç değil amaç olarak görmeleri sınav kaygısının oluşmasında önemli faktörlerdir.

Sınav Kaygısı Belirtileri Nelerdir?

Huzursuzluk, endişe, tedirginlik, sıkıntı, başarısızlık korkusu, çalışmaya isteksizlik, mide bulantısı, taşikardi, titreme, ağız kuruluğu, iç sıkıntısı, terleme, uyku düzeninde bozukluklar, karın ağrıları vs. bedensel yakınmalar, dikkat ve konsantrasyonda bozulma, kendine güvende azalma, yetersiz ve değersiz görme.

Sınav Kaygısı Tedavi Edilebilir mi ve Varsa Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Sınav kaygısı tedavi edilebilen bir durumdur. Sınav kaygısı sınavda gerekli performansı ortaya koymaya engel olduğu için bir uzmandan yardım almak gerekir. Sınav Kaygısı

Tedavi Seçenekleri:
1. Psikoterapi
2. Psikofarmakolojik Ajanlar(İlaç Tedavileri)’dir.

Sınav Kaygısı ve Alternatif Düşünce

Duyguların sebebi çoğunlukla düşüncelerdir. Sınav öncesinde ve esnasında akla gelebilecek olan olumsuz otomatik düşünceler(“Biliyorum, bu sınavda başarılı olamayacağım” “sınav kötü geçecek”) yerine geliştirilebilecek daha işlevsel düşünceler yani alternatif düşünceler(“Yapabildiğimin en iyisini yapabilirim?”, “Bunda başarısız olmam her zaman olacağım anlamına gelmez”, “Başarırsam hayatımın önemli bir dönüm noktasını aşacağım. Başarısız olmam tembel ve beceriksiz olduğumu göstermez” vb…) sınav kaygısı ile başa çıkmada önemli bir stratejidir.

Sınav Öncesi Neler Yapılmalıdır?

  • Zamanı iyi planlamak ve kullanmak gerekir.
  • Beslenme ve uykuya dikkat edilmelidir.
  • Sınava yönelik çalışmaları son güne/geceye bırakmamak önemlidir.
  • Uygun yöntemlerle kaygının azalmasını sağlamak gerekir.
  • Kendini ödüllendirme önemli bir motivasyon aracıdır ve unutulmamalıdır.
  • Keyif veren etkinliklerde bulunmak.

Sınav Esnasında Neler Yapılabilir?

  • Olumsuz otomatik düşüncelere karşı alternatif düşünceler geliştirme.
  • Kontrolün sizde olduğunu hatırlama.
  • Yanıtlanabilecek-kolay sorulardan başlama.
  • Bir soruda takılıp kalmama.
  • Gerektiğinde kısa mola vermek-kısa bir süre soluklanmak.
  • Uygun yöntemlerle kaygının azalmasını sağlamak gerekir.

Sınav Kaygısı Olan Çocuğun Anne-Babasına Yararlı Olabilecek Öneriler

  • Çocuğu koşulsuz kabul etmek ve sevmek.
  • Sınavın amaç olmaktan ziyade bir araç olduğunun unutulmaması. Sınavı bir ölüm kalım meselesine dönüştürmemek.
  • Takdir edilecek ve övülecek hususun başarıdan ziyade emek yani çalışma olduğunu unutmamak.
  • Destekleyici ve cesaretlendirici şekilde davranmak.
  • Olumlu geri bildirimde bulunmak.
  • Sınava ilişkin konuşmalarda özenli davranılmalı, gerçekçi olunmalı, akranlarıyla karşılaştırmaktan kaçınılmalıdır.
  • Problem çözümü konusunda rol model olmak.
  • Gerektiğinde bir uzmandan yardım almak.

Çocuk ve Ergenlerde Depresyonu Anlamak

Depresyon çocuklarda ve ergende nispeten yaygındır ve yetişkinlerde olduğundan çok daha farklı görünebilir. Örneğin, depresyondaki çocuklar üzgün olmaktan çok huysuz görünebilir veya bir zamanlar keyif aldıkları etkinliklere ilgi duymazlar. Uyku durumlarında veya yeme alışkanlıklarında değişiklikler gösterebilir, kendileri veya başkaları hakkında olumsuz şeyler söyleyebilir veya gelecekte kötü şeylerin olmasını bekleyebilirler. Depresyondaki bazı çocuklar yorgun ve motive olmazken diğerleri huzursuz görünebilir. Neredeyse tüm çocuklar bazen bu şekilde kötü hissedebilirler – bu normaldir; ancak bu çocuklar üzgün, kötü hissetmekte  “takılıp kaldıklarında” sorun oluşturur. İyi haber şu ki, çocukların kendilerini daha iyi hissetmelerine ve duygularını yönetmelerine yardımcı olacak bazı etkili yollar var – böylece bu durumda takılıp kalmıyorlar.

 Depresyon, çocukları sinirli, kolay kızan yapıya getirebilir veya bir zamanlar keyif aldıkları şeyleri yapmamaya itebilir.

Nasıl Hissettiğimizi Değiştirmek İçin Nasıl Düşünüp, Neler Yaparız?

Hepimiz kendimiz için düşündüğümüz şeylerden ve duygularımıza yanıt olarak yaptığımız şeylerden etkileniriz. Yağmur yağıyor ve siz kendi kendinize şunu düşünüyorsanız, “Of, olamaz! Şimdi tüm planlarım mahvoldu!”; kendinizi çok kötü hissedebilir ve buna karşılık bütün gün bir şey yapmadan durabilirsiniz. Bunu yaparsanız, daha iyi hissetme şansınızı kaçırabilirsiniz. Öte yandan, “yağmur yağdığına sevindim; şimdi içeride kalabilir ve okuduğum harika kitabı bitiririm “derseniz, mutlu hissedecek ve hoşlandığınız bir şeyi yaparsınız. Üzücü veya tuhaf bir ruh hali olan çocukların, hayatlarındaki olaylar hakkında olumsuz düşünceleri olması ihtimali yüksektir. Bunun sonucunda kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olacak etkinlikler seçme olasılığı daha düşüktür. Bu programda, çocuğunuz düşünceyi değiştirerek, davranışları değiştirerek veya her ikisini de değiştirerek ruh halini iyileştirmenin yollarını öğrenecektir.

Çocuğum Neden Depresyonda?

Çocuklarda ve ergenlerde depresyonun, biyolojik faktörler, psikolojik faktörler (düşünce ve duygular gibi) ve sosyal faktörler (okul ve arkadaşlar gibi) olmak üzere birçok farklı nedeni vardır. Depresyon sıklıkla çok sayıda stresör ve duyarlı yapıya sahip çocukta kontrol hissi kaybı sonucu oluşur.

Hassas/Duyarlı Kişilik

“Hassas kişilik”, bazı çocukların daha kolay incinme veya daha üzgün olma eğiliminde olduğu anlamına gelir. Kötü durumlara veya tehditkar görünen bilgilere daha güçlü ve fazla tepki verirler. Hassas bir kişiliğe sahip bir çocuğun, yaşam boyu olumsuz duygular ve duygudurum bozuklukları yaşama riski artmıştır/daha fazladır.

Kontrol Kaybı

Hassas bir kişiliğe sahip olan ve hayatlarında meydana gelen şeyleri kontrol edemeyeceklerini düşünen çocukların kötü deneyimlerden olumsuz bir şekilde etkilenme olasılığı daha yüksektir. Bir şeylerin kontrol dışı kalması bu çocuğun dünyayı deneyimleme, zorlukları çözme ve gerektiğinde yardım alma imkânlarını sınırlayan durumlarla daha da ağırlaşabilir. Çocukların, durumu ortadan kaldırarak veya baş etme becerilerini öğrenerek kötü durumlar üzerinde bazı kontrollerinin olduğuna inanmaya ihtiyaçları vardır.

Stresli Deneyimler

Hassas bir kişiliğe sahip çocuklarda stresli deneyimler ruh halini de şekillendirebilir. Örneğin, başarısızlığa uğramış hassas çocuklar, geçmişte oldukça başarılı olsalar bile başarılı olamayacaklarına inanmaya başlayabilirler. Akranları tarafından reddedilen duyarlı bir çocuk sosyal deneyimlerden çekilebilir. Aynı çocuk, bir şeyi olduğundan çok daha olumsuz görebilir veya kolayca vazgeçebilir.

Olumsuz Düşünceler

Depresif çocuklar dünyayı diğer çocuklarınkinden daha olumsuz olarak görme eğilimindedirler. Neyin yanlış gideceğini hayal etmede çok iyidirler. Bu eğilim üç önemli yolla ortaya çıkmaktadır: (1) dikkat ettikleri şeyler, (2) durumları yorumlama biçimi ve (3) kendi kendilerine konuşmaları.

Dikkat

Depresif çocuklar olumsuzluklara diğer çocuklardan daha fazla odaklanırlar. Örneğin, durumun iyi gitmediğine dair işaretlere dikkat etme ve mutsuz olayları mutlu olaylardan daha fazla hatırlama olasılıkları daha yüksektir.

Yorumlama

Depresyona maruz kalmış çocuklar, kendileri, başkaları ve dünya hakkında olumsuz düşünceler düşünmeye başlar. Örneğin, depresyondaki çocuklardan bir sınavda niçin iyi bir sonuç almadığına dair nedenleri düşünmeleri istendiğinde, “çünkü sınav zordu” yerine “akıllı olmadığım için” şeklinde düşünmeleri daha olasıdır.

Kendi Kendine Konuşmak

Depresyona maruz kalmış çocuklar da endişeli olmayan çocuklardan daha “olumsuz” kendi kendine konuşma üretirler. Yani, diğer çocuklara göre kendilerine “Bunu asla yapamayacağım” gibi ya da “İşler asla yürümez” gibi şeyleri söylemeleri daha olasıdır.

Olumsuz düşünceler umutsuz duygulara neden olabilir; umutsuzluk çocukları yaşamlarındaki sorunları çözmeye çalışmaktan ziyade vazgeçmeye yönlendirebilir.

Kognitif Davranış Terapisi Nasıl Yardımcı Olabilir?

BDT, çocuklara zorluklarını çözmek için başa çıkma becerileri geliştirmelerinde yardımcı olur. Çocuklara çeşitli beceriler öğretilir. Terapist, çocukla birlikte çalışarak kendisine en çok yardımcı olacak becerileri belirlemeye çalışır. Çocuklar da bu becerileri pratik/egzersiz yaparak geliştirirler bunun sonucunda yeni bir bakış açısı geliştirirler. Depresyondaki çoğu çocuk belli düşünce alışkanlıkları ve davranışları geliştirdiğinden pratik/egzersizlerin başında yeni yollar denemek için kendilerini garip görebilir, isteksiz hissedebilir veya samimi görmeyebilirler. Çocuk bu becerileri denediğinde terapist veya bir ebeveyni çocuğu teşvik eden ve destekleyen bir rehber görevi görebilir.

Özetle, BDT, çocukların/ergenlerin sorunlarla baş etmede yeni baş etme becerileri öğrenmelerine ve dünyayı yeni bakış açısı ile görmelerine yardımcı olan pratik uygulamalar içerir.