Yaygın Anksiyete Bozukluğu(YAB) 

Yaygın Anksiyete Bozukluğu(YAB) 

Anksiyete bizi tehlikelere karşı koruyan(bizi tehlikeye karşı korur, tehdidi algılamamızı ve gerektiğinde tehlikeye karşı önlem almamızı sağlar) yaşamsal bir duygudur. Fakat eğer günlük işlevselliği bozacak seviyeye ulaşırsa veya beklenenden daha uzun sürerse bir problem haline döner. YAB, kişinin birtakım olaylar ya da etkinliklere karşı aşırı bir kaygı ve endişe duymasıdır.

Belirtileri

YAB olan çocuk ve ergenlerde, yaşamın her alanı ile ilgili aşırı kaygı olabilir. Bu alanlar kişinin kendisi ile alakalı olabileceği gibi ailesi ya da sevdiklerinin veya diğer insanların sağlık durumları, kişisel performans ile ilişkilide olabilir. Bu kaygı ülke ya da dünya sorunları gibi geniş bir yelpazeye de yayılabilir. Çocukların ergenlerden farkı bazen anksiyeteyi dile getirememeleridir. Bunun yerine anksiyete kendini bedensel yakınmalar(kolay yorulma, kas gerginliği vb) şeklinde gösterebilir. Belirtilerde yaşa göre değişkenlikler olabilir. Altı yaştan küçük çocuklarda endişe genellikle ebeveynlerden ayrılma veya hırsız ile ilişkili olabilirken, daha büyük çocuklarda daha çok dersler, ölüm, bedensel görünüm ve sosyal toplumsal olaylarla ilişkili olabilmektedir. Kaygı dikkat problemlerine, uyku bozukluğuna, sinirliliğe de yol açabilmektedir.

Nedenleri

Ailesel Etmenler 

Kaygılı olan çocukların aileleri olmayan çocuklara göre daha korumacı ve kontrol edici bulunmuştur. Yine aileler, çocuklarının fobik nesne ya da durumlardan kaçınmasını kabul ederek/kaçınmasına izin vererek onların korkularını pekiştirebilirler. Örnek: Karanlık korkusu olan çocuğun anne babayla yatmasına izin verilmesi.

Hassas Kişilik

“Hassas kişilik”, bazı çocukların diğerlerinden daha kolay endişeli, korkulu, üzüntülü olma eğiliminde olduğu anlamına gelir. Kötü durumlara, tehditkar nesnelere ve bilgilere daha güçlü tepki verirler. Duyarlı bir kişiliği olan bir çocuğun yaşam boyu anksiyete bozukluklarına ve bazen de depresyona neden olabilecek olumsuz duygulara maruz kalma riski artar.

Kontrol Hissi

Hassas bir kişiliğe sahip olan ve yaşamlarında meydana gelen şeyleri kontrol edemeyeceklerini düşünen çocukların kötü deneyimlerden olumsuz bir şekilde etkilenme olasılığı daha yüksektir. Çocuğun kontrol hissi dışındaki bu şeyler, bir çocuğun dünyayı deneyimleme, zorlukları çözme ve gerektiğinde yardım alma imkânlarını sınırlayan durumlar yüzünden ağırlaşabilir. Bir çocuğun kötü durumlar üzerinde bir dereceye kadar kontrolü elinde tuttuğu hissinin onları geride bırakarak ya da onlarla başa çıkma becerilerini öğrenerek bir anlamda gelişmesi gerekir.

 Kötü Deneyimler

Hassas bir kişiliği olan bir çocukta, kötü deneyimler çocuğun kaygılarını belirli şekillerde ortaya çıkarabilir. Örneğin, sınıf arkadaşları tarafından alay konusu olan bir çocukta sosyal kaygı gelişebilir. Bir yabancı çocuğa sert muamele ederse ayrılma kaygısı ortaya çıkabilir.

TEDAVİSİ

Tedavi kişinin ihtiyacına göre düzenlenmektedir. YAB etkin bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Bazen sadece terapi, bazen sadece ilaç bazen de her ikisi birlikte kullanılabilmektedir.

  1. Bilişsel Davranışçı Terapi(BDT): YAB’da en çok kullanılan terapi ve tedavi yöntemidir. İlgili yazımıza bakılabilir.
  2. İlaç Tedavileri: Gerektiğinde hem YAB hem de eşlik eden bozukluklar için kullanılmaktadır.
  3. BDT + İlaç Tedavisi: En etkin tedavi yöntemi budur.

 

 

 

Çocuk ve Ergenlerde Anksiyeteyi Anlamak

Çocuk ve Ergenlerde Anksiyeteyi Anlamak

Biraz endişe-kaygı duymak iyi bir şey olabilir. Bir sporcunun büyük bir yarışa veya bir işadamının büyük bir sunum için hazır olmasına yardımcı olabilir. İşe veya okula zamanında gitmemize yardımcı olur. Fakat bir insanın gerçek bir tehlike olmadığında kaygılanması(sahte alarmlar” olarak adlandırılır) probleme dönüşür. Örneğin, genellikle iyi not alan ancak sınav sırasında panikleyen bir öğrenci “yanlış alarm” durumunu yaşayacaktır.

Anksiyete Nasıl Çalışır?

Kaygının ana amacı, tehlikeye karşı uyanık olmamıza ve dolayısıyla onu önlememize yardımcı olmaktır. Kaygının başlangıç aşamasında(tehlike çok yakın olmadığında) bir kişi endişeli veya gergin hisseder, olası tehdide odaklanmaya başlar ve koşu ya da oynama gibi yaptığı faaliyetleri durdurur. Kaygının bu aşamasına “dur, bak ve dinle” aşaması denir. Tehdit yaklaşırsa, “dur, bak ve dinle” deki temkinli duygular yoğunlaşacak ve vücut fiziksel olarak tehlikeyi karşılamaya hazırlanacaktır. Bu doğal bir yanıttır ve gerçek bir tehdit karşısında gerçekten yararlı olacaktır. Bu noktada, vücut genellikle korku ya da panik olarak adlandırılan kaygının ikinci bir aşamasına girer. Bunu “kaçma veya savaşma ” yanıtı olarak biliyor olabilirsiniz.

Hayvanlar genellikle bu davranışları sergilerler. Örneğin, bir kuşa yaklaşırsanız durup, bakıp, dinlediğini fark etmiş olabilirsiniz. Eğer ona doğru yürümeye devam ederseniz, ani bir hareketle uçup gider ya da kendisini savunmaya çalışır. Bu durumda, artan uyanıklık ve hız kuşun kendini korumasına yardımcı olur.

Benzer şekilde, okula yürüyen bir çocuk aniden bir köpek havlamasını duyarsa durup sonra ne yapacağını düşünebilir(dur, bak ve dinle). Köpek agresif hale gelir ve ona doğru koşmaya başlarsa, artan kalp atışı, daha hızlı nefes alma, vücutta bazı kimyasalların salınması, kan basıncındaki değişiklikler ile vücudun gücü, hızı ve uyanıklığını arttırmasına yardımcı olmak için ikinci aşamaya geçecektir. Adrenalin gibi bu kimyasallardan bazıları, sarsıntı veya bulantı gibi yan etkileri de beraberinde getirebilir. Bu doğal tepki, köpekten kaçarak ya da gerekirse savaşmakla gerçek bir tehdide yanıt vermesine yardımcı olur. 

Çocuğumda Neden Anksiyete Var? Anksiyete Nasıl Oluşur?

Çocuk ve ergenlerde kaygı, biyolojik faktörler (vücudunuzdaki şeyler), psikolojik faktörler (düşünce ve duygular) ve sosyal faktörler (okul ve arkadaşlar gibi) birçok farklı nedenden kaynaklanabilir. Çoğu zaman, bir anksiyete bozukluğu, çocuğun hassas kişiliğinin diğer şeylerle(özellikle de erken kontrol hissi kaybı ve özel olumsuz deneyimlerle) etkileşiminden kaynaklanır.

Hassas Kişilik

“Hassas kişilik”, bazı çocukların diğerlerinden daha kolay endişeli, korkulu, üzüntülü olma eğiliminde olduğu anlamına gelir. Kötü durumlara, tehditkar nesnelere ve bilgilere daha güçlü tepki verirler. Duyarlı bir kişiliği olan bir çocuğun yaşam boyu anksiyete bozukluklarına ve bazen de depresyona neden olabilecek olumsuz duygulara maruz kalma riski artar.

Kontrol Hissi

Hassas bir kişiliğe sahip olan ve yaşamlarında meydana gelen şeyleri kontrol edemeyeceklerini düşünen çocukların kötü deneyimlerden olumsuz bir şekilde etkilenme olasılığı daha yüksektir. Çocuğun kontrol hissi dışındaki bu şeyler, bir çocuğun dünyayı deneyimleme, zorlukları çözme ve gerektiğinde yardım alma imkânlarını sınırlayan durumlar yüzünden ağırlaşabilir. Bir çocuğun kötü durumlar üzerinde bir dereceye kadar kontrolü elinde tuttuğu hissinin onları geride bırakarak ya da onlarla başa çıkma becerilerini öğrenerek bir anlamda gelişmesi gerekir.

Kötü Deneyimler

Hassas bir kişiliği olan bir çocukta, kötü deneyimler çocuğun kaygılarını belirli şekillerde ortaya çıkarabilir. Örneğin, arı tarafından sokulan hassas bir çocukta arı fobisi gelişebilir. Sınıf arkadaşları tarafından alay konusu olan bir çocukta sosyal kaygı gelişebilir. Bir yabancı çocuğa sert muamele ederse ayrılma kaygısı ortaya çıkabilir.

Kaygılı Düşünceler 

Kaygı sorunları olan çocuklar dünyayı diğer çocuklarınkinden daha olumsuz olarak görme eğilimi gösterirler. Neyin yanlış gideceğini hayal etmede çok iyidirler. Bu eğilim, üç önemli yolla ortaya çıkmaktadır: (1) dikkat ettikleri şeyler, (2) durumları yorumlama biçimi ve (3) “kendi kendine konuşma”.

Dikkat

Endişeli çocuklar olumsuz şeylere odaklanırlar. Örneğin, çocuklara bilgisayar ekranında kelime çiftleri gösterdiğinde, endişeli çocukların “fırtına” ya da “çarpışma” gibi tehdit edici görünen kelimelere bakma olasılıkları daha yüksektir. Bu yüzden endişeli çocuklar tehlike sinyalleri aramaya eğilimlidir.

Yorumlama

Belirsiz bir durumla karşı karşıya kaldıklarında, endişeli olan çocukların bunu tehlikeli olarak yorumlamaları daha olasıdır. Örneğin, endişeli bir çocuğa bir gürültüyle ilgili olası açıklamaları hayal etmesi istenirse, çocuğun “hırsız” gibi olumsuz cevaplar sunması daha olasıdır.

Kendi Kendine Konuşma

Kaygılı çocuklar, kaygısız çocuklardan daha “olumsuz” kendi kendine konuşma “üretirler. Yani, kendilerine “Ben bunu asla yapamayacağım” ya da “Ne yaptığımı bilmiyorum” gibi şeyler söylemeleri daha muhtemeldir.

Bilişsel Davranışçı Terapi Nasıl Yardımcı Olabilir?

Kaygı için bilişsel davranışçı terapisi en başarılı tedavi yaklaşımıdır. Çocuklara gerçek tehlike ile yanlış alarm arasındaki farkı öğretir. Endişeli çocuklar hangi durumların güvenli olduğunu belirlemeyi öğrenirlerse, gereksiz gerginliği, endişeyi, korkuyu ve paniği azaltabilir veya ortadan kaldırabilirler. Çocuklar, bu becerileri esas olarak (tehlikeli ve korkutucu görünebilecek birçok durumun aslında güvenli olduğunu anlamaları için fikir yürütme ve alıştırma yoluyla) uygulamalı egzersizler yoluyla öğrenirler. Endişeli çocuklar, korktukları şeylerden kaçınma eğiliminde olduklarından öğrenme sürecini sınırlama eğilimindedirler yani durumun tehlikesiz olduğuna yönelik öğrenme gerçekleşmez. Psikoterapi, çocuğunuza dünyayı yeni bir şekilde görmesine yardımcı olur.