TİK NEDİR?

Sıklık ve yoğunluk bakımından dalgalanmalar gösteren, genellikle ataklar halinde ortaya çıkan, ani ,hızlı, ritmik olmayan, tekrarlayıcı ve amaçsız motor hareket veya seslerdir.

TİKLERİN SEBEPLERİ NELERDİR?

Tıpkı astım ya da şeker hastalığı gibi tikler de genetik temeli olan bir tıbbi hastalıktır. Buna ek olarak çoğunlukla yaşam tarzınızdan ve hayatınızda neler yaşadığınızdan etkilenir.

Genetik

Tik bozukluklarının kalıtsal bir bileşeni olduğu bilinmektedir ancak bu durumun oluşmasında sadece bir gen değildir. Birçok genin etkileşimi sonucu ortaya çıkmaktadır.

Nörolojik temel

Kanıtlar, beyindeki belirli devrelerin tik bozukluklarının birçok belirtisinden sorumlu olduğunu göstermektedir. Bu devreler kortiko-striatal talamo-kortikal (KSTK) devreler olarak bilinir. Bu devre sayesinde beynin dış kısmı ile iç kısmı arasında sinyal alışverişi olur. Bunun sonucunda hareketlerimiz düzenlenmiş olur. TS’li hastalarda, hareketi başlatan ve engelleyen beynin bölümleri düzgün çalışmaz.

Bu beyin yapılarına ek olarak, bu yapılardaki kimyasal sistemlerin tik oluşmasında rol oynadığını bilinmektedir. Örneğin, yüksek seviyelerde dopamin(beyinde sinirler arası iletişimi sağlayan moleküllerden bir tanesi) aktivitesi tiklerle ilişkilendirilmiştir. Tiklere dahil olduğuna inanılan diğer nörotransmitterlerin(beyinde sinirler arası iletişimi sağlayan moleküller) arasında glutamat, GABA, serotonin ve norepinefrin bulunur. Tiklerin tedavisinde kullanılan ilaçlar bu kimyasal sistemleri değiştirirler.

Diğer Risk Faktörleri veya Tetikleyici Faktörler

Bazı durumların tikleri daha da kötüleştirdiği ya da tik bozukluğu geliştirme riski taşıdığı bulunmuştur. Örneğin, belirli beyin devrelerinin gelişimini ve işlevini etkileyen faktörler, erken doğum, hamilelik sırasında anne stresi, uzamış doğum, hamilelik sırasında bebekte sıkıntı olması vb durumlar bu riski arttırmaktadır. Bazı kişilerde tekrarlayan enfeksiyonlarına tepki olarak tik gelişmesi de söz konusu olabilir. Bu faktörler tiklerle ilgili riski arttırmasına rağmen mutlak şekilde tiklere neden olmadıklarını belirtmekte fayda vardır.

Olası Risk Etmenleri(Leckman 2002)-Özet:

  • Genetik
  • Hamileliğin ilk döneminde yoğun bulantı kusma
  • Hamilelik sırasında annenin yoğun strese maruz kalması
  • Gebelik boyunca alkol-kahve(2 kupa) kullanımı
  • Doğumsal stres
  • Ciddi psikososyal travma, akran zorbalığı gibi tekrarlayan günlük stres
  • İlaç-madde kötüye kullanımı
  • Tıbbi veya psikiyatrik tablonun varlığı(depresyon, öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu)

Tikleri Arttıran Etmenler

  • Psikososyal stres
  • Enfeksiyon
  • Korku veya travmaya yol açan olaylar
  • Kişi için çok güçlü olumlu(mutluluk-heyecan) duygulara yol açan olaylar

TİK ÇEŞİTLERİ

Sınıflandırma çoğunlukla tip, yerleşim yeri, sıklık, süre veya yoğunluk-şiddete göre yapılabilir.

Tiplerine göre üçe ayrılırlar:

  • Ses-Vokal
  • Motor
  • Bileşik tip

Komplekslik bakımından ikiye ayrılır:

  • Basit Tip: hızlı, ani, kısa süreli amaçsız ve genelde bir veya birkaç kas grubunun dahil olduğu hareket ve/veya tekli, anlamsız seslerdir.
  • Karmaşık-Kompleks Tip: daha uzun süren, hareketler ve/veya anlamlı olabilen hece-kelimeler şeklinde ortaya çıkan seslerdir. Amaçlıymış gibi bir izlenim verebilir. Genellikle tekrarlayıcı doğadadırlar.

Tik bozukluğu olan insanlar sadece tiklerin kendileri değil aynı zamanda tiklerden önce gelen ve tiklerin bir nevi habercisi olan “uyarıcı dürtü-his(duyusal fenomen)”lere de sahiptirler. Bu uyarıcılar genellikle tikten hemen önce gerçekleşir. Bu uyaran kaşıntı-huzursuzluk veya hapşırma olabilir. Bazı zamanlar “içsel gerilim” olarak tanımlanırlar. Uyaranlar genellikle tikten hemen sonra kaybolur. Tüm tiklerin kendileriyle ilişkili uyaranları yoktur.

TİKLER NE ZAMAN BAŞLAR-NASIL SEYREDER? TİK SIKLIĞI NEDİR?

Tikler genellikle 5-7 yaş civarında başlar ve çoğunlukla da 10-11 yaşlarına kadar olan dönemde sıklıkta ve şiddette artış olur

Tik çocukluk çağında oldukça yaygın gözlenir. Çocukların % 4-12’ sinin gelişim dönemlerinin bir döneminde tik yaşadıkları tahmin edilmektedir. Geçici tik bozukluğu sıklığı % 5, süreğen tik bozukluğu sıklığı % 0.5-3 ve Tourette sıklığı ise % 1 civarındadır. Erkeklerde 2 kat daha sık görülmektedir. Genellikle 10-11 li yaşlara doğru kötüleşir ve erişkinliğe doğru belirtilerde azalma görülür. % 80 hastada ergenliğe kadar tikler geçmektedir. Çocuklarda erişkinlerden 10 kat daha sık görülür.

TİK TANISI NASIL KONULUR?

Tanısı klinik görüşme ile konulmaktadır. Tiklerin 18 yaşından önce başlaması gerekir. Süreye ve tipine bağlı olarak 3 çeşit tanı konulmaktadır.

  • Geçici Tik Bozukluğu: Motor ve/veya ses-vokal tikler 1 yıldan kısa sürmüştür.
  • Süreğen Motor veya Ses-Vokal Tik Bozukluğu: Motor veya ses-vokal tikler 1 yıldan uzun sürmüştür.
  • Tourette Bozukluğu-Sendromu(TS): Motor ve ses-vokal tikler 1 yıldan uzun sürmüştür.

TİKLER NE ZAMAN MÜDAHALE GEREKTİRİR? TİKLERDE TEDAVİ SEÇENEKLERİ NELERDİR?

Geçici tik bozuklukları çoğunlukla takibe alınmaktadır. Fakat tedavi için temel ve en önemli kriter tiklerin kişinin yaşamını nasıl etkilediği ve ne kadar kısıtladığıdır. Tikler kişinin    günlük yaşamını etkilediği ve sınırlandırdığı takdirde süresine bakılmaksızın müdahale edilebilmektedir(örnek: öksürme tiki olan bir öğrenci-bu tarz bir durumda müdahale erken bir şekilde planlanır ve müdahale edilir).

Tedavi seçenekleri:

  • İlaç Tedavileri(tikleri tedavi etmekten ziyade belirti kontrolü sağlamaya ve/veya tikleri kötüleştiren ve eşlik eden bir psikiyatrik bozukluğu tedavi etmeye yöneliktir)
  • Psikoterapiler(alışkanlığı tersine çevirme-bilişsel davranışçı terapi(ilgili yazımıza bakabilirsiniz) ve maruz bırakma yanıt önleme tedavileri)

Alışkanlığı Tersine Çevirme(HRT)

Tiklerin duyusal fenomeni müdahale için çok önemlidir. HRT, birçok bozuklukta etkili bir tedavi yöntemidir. 5 aşamadan oluşan bir tekniktir:

1) Farkındalık alıştırmaları

2) Gevşeme

3) Rakip cevap

4) Motivasyon süreçleri

5) Genelleştirme-yaygınlaştırma

Kişi bu teknikler sayesinde tiklerini nasıl kontrol edeceğini ve aşacağını öğrenmektedir.