DEHB tedavisi konusunda en iyi araştırılan ve etkisi kanıtlanmış tedavi yöntemi ilaç tedavileridir. İlaçların faydası ortada olmakla birlikte ilaç tedavilerinin bazı sınırlılıkları-zorlukları ve sıkıntıları(ilaç tedavilerinin olası yan etkileri, ilaçları kullanım zorluğu ve sürekliliği, ilaçların etki etmediği belirli bir grubun olması, ilaç kullanmak istememe vb.) mevcuttur. DEHB tedavisi düzenlenirken tüm dünyada belirli rehberler baz alınmaktadır. Bunlardan en önemlilerden iki tanesi olan NICE (The National Institute for Health and Care Excellence-Ulusal Sağlık ve Bakımda Klinik Mükemmellik Enstitüsü) ve European Guidelines Group (Avrupa Tedavi Kılavuzları Grubu) tedavi kılavuzları DEHB olan çocuklarının bir çoğuna ilaç kullanmadan yardımcı olunabileceğine işaret etmektedir.

İlaç tedavilerinin aksine diğer yaklaşımlar daha az çalışılmıştır. Tedaviye yönelik psikolojik yaklaşımlar çoğunlukla ebeveyn ve öğretmenlere istenmeyen davranışları kontrol etme becerilerini öğretme üzerine odaklanmıştır. Bu yaklaşım tarzı belirli düzeyde başarılı olmuştur fakat bir konuda eksikliği bulunmaktadır. Çocuğun-kişinin kendisinin kendi problemleri için ne yapabileceğini yani kişinin kendi problemleri ile baş etme becerilerini hedef almamıştır. Bu durum çocuğun problemin çözümü adına daha pasif bir tavır takınmasına, sorumluluk üstlenmemesine, çözüm konusunda çaresiz hissetmesine sebep olmaktadır.

Peki DEHB tedavisi yaklaşımı açısından neyin değişmesi gerekir? DEHB tedavisi konusunda daha bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Müdahalelerin tanıdan ziyade kişiye özgü olması gerekir. Çocukların bireysel sorunlarının üstesinden gelmelerine yardımcı olabilecek becerileri geliştirmelerine ihtiyaç bulunmaktadır. Kısacası tedavideki denge sadece belirtilerin desteklenmesinden-tedavi edilmesinden ziyade çocukta yeterlilik gelişimine doğru kaymalıdır. Belirtilerin tedavisi ve çocuğun beceri kazanımı konusunda denge sağlanmalıdır.

Bu dengenin sağlanması adına en çok çalışılan psikoterapi türü bilişsel davranışçı terapilerdir. Nitekim yapılan araştırmalar sonucunda DEHB’nin çekirdek belirtileri (dikkat eksikliği, hiperaktivite, dürtüsellik) üzerinde tek başına etkili olduğu, ilaçla birlikte kullanıldığında ise kullanılan ilaç dozunun daha düşük olduğu ve tedaviye uyumun daha iyi olduğu saptanmıştır. DEHB’ ye eşlik eden öfke, sinirlilik, planlama-organizasyon problemleri, kaygı-depresyon gibi durumlarda da etkili olduğu saptanmıştır.

Sonuç olarak bilişsel davranışçı terapiler her bir çocuğun DEHB ile başarılı bir şekilde başa çıkmasına yardım edecek ayırt edici ve test edilebilir bir model sunar. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin yanında çocuğun kendisi ile birlikte çalışılarak çocuğa problemleri ile baş etmesi için beceriler kazandırılır. Bu sayede çocuk sorumluluk üstlenmeye, problem çözümü için aktif rol oynamaya başlar. Bunun sonucunda da daha etkin, kalıcı ve bütüncül bir çözüm elde edilmiş olur.

 

Not: Bilişsel Davranışçı Terapi ile ilgili yazımızı okumanız yararlı olacaktır.

Kaynaklar:

1. Helping Children with ADHD: A CBT Guide for Practitioners, Parents and Teachers 1st Edition

by Susan Young (Author), Jade Smith (Author) >>>> Bu kaynak şu anda Türkçeye çeviri aşamasındadır.

2. [Effects of Cognitive Behavioral Therapy on Attention Deficit Hyperactivity Disorder among School-aged Children in Korea: A Meta-Analysis]. Park WJPark SJHwang SD.